Mute'nin Kanatlı Şehidi: Cafer-i Tayyar
ÖĞRENCI YAZILARI
Ali Samet Aşcı


Bazen tarih okurken öyle sahnelerle karşılaşıyorum ki, kitaba bakıp yutkunmaktan başka bir şey gelmiyor elimden. İnsan "Bir insan gerçekten nasıl böyle bir yürek taşıyabilir?" diye sormadan edemiyor. Benim için bu duygunun başrolünde hep aynı isim var: Cafer bin Ebu Talip. Tarih kitapları ondan mekanik ve ezber cümlelerle bahsettiği için, onun da etten kemikten olduğunu, o anlarda korkuyu veya acıyı nasıl yendiğini kaçırıyoruz. Oysa o, inancını sadece kalbinde taşımayıp bütün bedenine zırh yapmış bir adam. İlmine ve cesaretine hayran olduğumuz Hz. Ali'nin öz ağabeyi; Peygamber Efendimiz'in "Yaradılışın ve ahlakınla bana en çok benzeyen sensin" diyerek bağrına bastığı amca oğlu.
Düşünsenize; doğup büyüdüğünüz topraklardan sürülmüşsünüz. Peşinizde sizi yok etmek isteyen adamlar, sığındığınız yer ise yabancı bir kralın huzuru. Necaşi'nin o devasa sarayında, ölümle yaşam arasındaki ince çizgide dururken dudaklarından Meryem Suresi dökülüyor. Ne sesinde bir titreme, ne duruşunda panik... Orada kılıçla kalkanla değil; kelimeleriyle, inancıyla kralın kalbini fethediyor.
Ama onu asıl devleştiren, kelimelerin bittiği yerde duruşuyla yazdığı destan bence.
Yıl 629, Mute Savaşı...
Medine’den yola çıkmadan önce Peygamber Efendimiz orduyu uğurlarken o ağır emri veriyor: "Kumandanınız Zeyd bin Harise’dir. O şehit düşerse sancağı Cafer bin Ebu Talip alsın. O da şehit olursa, Abdullah bin Revaha devralsın..." İsimler sırayla sayılıyor. Sıranın size, yani ölüme ne zaman geleceğini bilerek, zerre tereddüt etmeden o yola çıkıyorsunuz.
Mute meydanına vardıklarında karşılarında çöl kumlarını titreten devasa bir Bizans ordusu var. Bir avuç insan, ucu bucağı görünmeyen bir orduya karşı duruyor. İlk kumandan Zeyd toprağa düşüp sancak eğildiğinde, sancağı Cafer alıyor. O an tarihe geçen sarsıcı hamleyi yapıyor: Geri dönmeyi aklından bile geçirmemek için atından inip onu savaş dışı bırakıyor. Bunun tek bir anlamı var: "Buradan dönüş yok! Ya o sancak dalgalanacak ya da ben bu toprağa karışacağım."
Sonrasını okurken bile ürperiyor insan. Savaşın en dehşetli anında sağ koluna kılıç iniyor, sancağı hemen soluna alıyor. Sol kolu da bedenden ayrıldığında pes etmiyor, bu kez o mukaddes emaneti kanlar içindeki göğsüne bastırıyor. O mahşer yerinde acıyı hissetti mi bilmiyorum ama tek derdi vardı: O sancak yere değmeyecek.
Bedeninin parçalanması umurunda bile değildi, çünkü ruhu çoktan öteleri görüyordu. O düştüğünde de sancak, tam emredildiği gibi Abdullah bin Revaha'ya geçiyor.
Bugün ona "Cafer-i Tayyar" ve tarihte eşine az rastlanır şekilde "Zülcenaheyn" denmesinin sebebi de bu. O, Mute kumlarına düşerken; kilometrelerce ötede Medine'de Peygamber Efendimiz'in gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Ve o yaşların arasından şu müjdeyi verdi: "Allah, Cafer'e kesilen iki kolu yerine yakuttan iki kanat verdi, şimdi meleklerle cennette uçuyor."
Bugün 21 yaşında bir üniversite öğrencisi olarak kendi dünyama, dertlerime bakıyorum. Sınav stresi, gelecek kaygısı, günlük telaşlar zihnimde bocalanırken; onun sadece 33 yıllık gencecik ömrüne sığdırdığı o adanmışlık karşısında ne diyeceğimi bilemiyorum. Biz bu ellerle dünyaya, makama, eşyaya nasıl bu kadar sıkı tutunuyoruz? Kaybetmekten korktuğumuz şeyler aslında o kadar basit ki... Cafer bin Ebu Talip, dünyadaki en temel uzuvlarını feda ederek şehit oldu. Biz ise sahip olduklarımızın ağırlığıyla yeryüzüne çakılıp kalıyoruz. Onun hikayesini okumak, sadece tarihi bir savaşı hatırlamak değil; aynaya bakıp kendi ruhumuzdakileri de fark etmek bence. Ruhu şâd olsun.
Alamazsınız sancağımı kanatlarımdan
Siz mi olacaksınız ona sahip?
Gerekirse vazgeçerim uzuvlarımdan
Caferim ben, Cafer bin Ebu Talip.
İçimi rahatlatmıştı peygamberin övgüsü
Anlamıştım o zaman benim galip
Sarmıştı bedenimi şehadetin öyküsü
Caferim ben, Cafer bin Ebu Talip.
Kopmuştu kollarım Allah yolunda
Oldunuz değil mi bana şâhit?
Uçuyorum cennette ashab yanımda
Caferim ben, Cafer bin Ebu Talip.
İletişim
Sosyal Medyadan Takip Etmeyi Unutmayınız.
Akademisyenler İçİn yazı İletİşİm Adresİ :
öğrencİler İçİn Yazı İletİşİm Adresİ :
mehmetnadir72@gmail.com
© 2025. All rights reserved.
ibisosman250@gmail.com
Yazı ve şiirlerde yer alan metinlerin ilmi, akademik, dil, yazım, hukuki, üslup ve etik sorumluluğu yazarlarına aittir.