Hz. Ömer Hayatı
ÖĞRENCI YAZILARI
Yusuf Emre Alankuş


Hz. Ömer, Kureyş'in Adioğulları boyundandır. Babası Hattab bin Nüfeyl, annesi Hantem bint Hişam'dır. Hz. Ömer, Fil Vak'ası'ndan yaklaşık 13 yıl sonra (miladi 583-584 civarı) Mekke'de doğdu.
Câhiliye döneminde okur-yazar olan, şiirle ilgilenen ve heybetli kişiliğiyle bilinen biriydi. İslam'ın ilk yıllarında Müslümanlara karşı sert bir tutum sergiliyordu. Hicretin 6. yılında (veya 616 civarı) Tâhâ Suresi'ni dinledikten sonra İslamiyet'i kabul etti.
Müslüman olmasıyla birlikte İslam toplumu Mekke'de büyük bir güç kazandı; "el-Farûk" (hak ile batılı ayıran) lakabını aldı. Hz. Ebubekir'in vefatından sonra 23 Ağustos 634'te halife seçildi. Hz. Ömer, Hz. Ebubekir'in başlattığı fetihleri daha da ileriye taşımış ve bu dönemde Irak, İran, el-Cezire, Şam ve Mısır bölgeleri fethedilmiştir. Hz. Ömer döneminde fethedilen coğrafya, kısa zamanda İslam dünyasının ana yurdu haline gelmiştir.
Muvâfakât-ı Ömer
Makam-ı İbrahim: Hz. Ömer, Makam-ı İbrahim'in namaz kılma yeri yapılmasını önermiş, ardından "Makam-ı İbrahim'den kendinize namazgâh edinin" ayeti (Bakara, 2/125) nazil olmuştur.
Hicab (Örtünme) Ayeti: Hz. Ömer, Peygamber'in hanımlarıyla yabancıların konuşurken perde arkasından seslenmesinin daha uygun olacağını söylemiş, ardından Ahzâb Suresi 53. ayet inmiştir.
Münafıkların Cenaze Namazı: Münafık Abdullah b. Übey'in cenaze namazının kılınmaması gerektiğini belirtmiş, ardından buna uygun olarak Tevbe Suresi 84. ayet nazil olmuştur.
Bedir Esirleri: Bedir Savaşı sonrası esirlere ne yapılacağı konusundaki istişarelerde Hz.
Ömer farklı bir görüş beyan etmiş, bu görüş Enfâl Suresi 67-68. ayetlerle desteklenmiştir.
Hz. Ömer, Kudüs'ü fethedince Hristiyanların kirletmiş olduğu Davud aleyhisselâmın mihrabını temizletti. Bütün bu fütuhat hareketlerinde Hz. Ömer'in çok önem verdiği bir şey vardır ki o da, alınan bunca ganimetlerle Müslümanların dünyaya aldanmalarına mani olmak ve cihadlarının esas gayesini sık sık hatırlatmaktı. Bunun içindir ki Medine'den Şam bölgesine gelince Müslümanlara şöyle seslenmişti:
"Ey insanlar! Sahip olduğunuz sırları ıslah ediniz ki dışınız da ıslah olsun! Ahiretiniz için çalışınız ki dünya işinizi halledesiniz! Biliniz ki Âdem'den bu yana hiçbir insan yoktur ki babası ölmüş olmasın! Kim cennet yoluna girmek isterse cemaatleşsin, cemaatten ayrılmasın! Çünkü şeytan, yalnız olanın arkadaşıdır. Hiçbiriniz size yabancı olan (namahrem) bir kadınla yalnız kalmasın; çünkü şeytan onların üçüncüsü olur. Kim Allah yolunda güzel ameller yapılınca sevinir ve Allah'ın istemediği hareketler yapılınca da üzülürse, işte mü'min olan odur." NOT: Kudüs'ün ilk fatihi Hz. Ömer'dir.
Hz. Ömer ve Aç Çocuklar Kıssası
Anlatılana göre Hz. Ömer bir gün bir kadınla karşılaşır. Kadının yanına gidip "Kazanda ne var?" diye sorar. Kadın kazanın boş olduğunu veya kazanda taş kaynattığını söyler; çünkü çocuklara verecek yemeği yokmuş. Bu kıssanın kaynağı nedir?
Cevap:
Değerli kardeşimiz,
Hz. Eslem soruda geçen konuyu şöyle anlatır:
Ömer bin Hattab ile birlikte Harretü Vakım'a doğru yola çıkmıştık. "Sırar" denilen yere vardığımızda bir ateş gördük. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi:
"Ey Eslem! Burada gece ve soğuk yüzünden yolda kalmış bir kafile görüyorum. Haydi gidelim." Hemen koşar adım onlara doğru yöneldik. Yaklaştığımızda, yanında küçük çocuklar bulunan bir kadın gördük. Önünde ateşin üzerinde bir tencere vardı ve çocukları ağlaşıp duruyordu. Ömer: "Selam size ey ışık sahipleri!" dedi. (Ateş sahipleri demekten hoşlanmadı.) Kadın: "Selam sana da," dedi. Ömer: "Yaklaşabilir miyim?" dedi. Kadın: "İyi niyetle yaklaşırsan yaklaş, yoksa bırak," dedi. Ömer yanlarına gelip: "Durumunuz nedir?" diye sordu. Kadın: "Gece ve soğuk bizi yolda bıraktı," dedi. Ömer: "Peki bu çocuklar neden ağlaşıyor?" dedi. Kadın: "Açlıktan," dedi. Ömer: "Tencerede ne var?" diye sordu. Kadın: "Onları oyalayıp uyutuncaya kadar avutmak için (içinde aslında bir şey yok). Allah bizimle Ömer arasında hüküm verecek," dedi. Ömer: "Allah sana merhamet etsin! Ömer sizin durumunuzu nereden bilsin?" dedi. Kadın: "Bizim işimizi üstleniyor, ama sonra bizi ihmal ediyor," dedi.
Bunun üzerine Ömer bana dönüp: "Haydi gidelim," dedi. Koşarak erzak deposuna gittik. Oradan bir çuval un ve bir miktar yağ çıkardı. "Bunu benim sırtıma yükle," dedi. Ben: "Ben senin yerine taşırım," dedim. O: "Kıyamet günü benim günahımı sen mi taşıyacaksın?" dedi.
Bunun üzerine yükü sırtına aldı. Birlikte tekrar kadına doğru koştuk. Yanına vardığımızda bunları yere bıraktı, undan biraz çıkarıp kadına:
"Bunu dök, ben karıştırayım," dedi. Kendisi tencerenin altına eğilip ateşi üflemeye başladı.
Sonra yemeği pişirdi ve: "Bana bir kap getir," dedi.
Kadın bir kap getirdi. Ömer yemeği içine boşalttı ve kadına: "Çocuklara sen yedir, ben de (soğutmak için) yayayım," dedi. Çocuklar doyuncaya kadar böyle devam etti. Sonra artanı da onların yanında bıraktı.
Kalkıp oradan ayrıldık. Kadın şöyle diyordu: "Allah senden razı olsun! Bu işte sen, Müminlerin Emiri'nden daha layıksın."
Ömer ise: "Emirü'l-Müminin'e gittiğinde benim için de güzel söz söyle ve beni orada hatırla, inşallah," diyordu.
Sonra biraz kenara çekildi ve kadına doğru oturup bekledi. Biz ona: "Başka işlerimiz de var," dedik. Ama benimle konuşmadı; ta ki çocukların oynayıp güldüğünü, sonra uyuyup sakinleştiklerini görünceye kadar bekledi.
Sonra bana dedi ki: "Ey Eslem! Açlık onları uykusuz bıraktı ve ağlattı. Ben de onların halinin düzeldiğini görmeden ayrılmak istemedim." (ccc Ahmed b. Hanbel, Fezaili’s-sahabe, 1/290, 291) Bu rivayet, Hz. Ömer'in (r.a.) şefkatini, merhametini, faziletini, adaletini ve yöneticilik anlayışını anlatan birçok konudan sadece biridir.
Hz. Ömer'in En Belirgin Özellikleri
Güçlü İman ve Fazilet: Peygamberimizin (s.a.v.) rüyalarında onun dinî kuvvetini ve cennetteki yerini öven işaretler vardır.
Adalet ve Liderlik: İslam'ın yayılmasında büyük rol oynamış, güçlü ve kararlı bir yönetici olmuştur.
Karakter Farkı: Ebubekir (r.a.) daha yumuşak, Ömer ise daha sert ve kararlı bir mizaca sahiptir; her ikisi de dengeli bir şekilde övülmüştür.
Halkına Karşı Sorumluluğu: Gece halkı gizlice denetler, fakirlerin ihtiyaçlarını bizzat karşılar. Aç çocukları doyurmak için sırtında erzak taşır ve onların doymasını beklemeden ayrılmaz.
Merhameti ve Hassasiyeti: Burada yoksul aileye gösterdiği hassasiyet ve bizzat kendisinin hizmet etmesi gibi, başka bir rivayette de bir annenin çocuğunu erken sütten kesmeye zorlandığını öğrenince devlet politikasını değiştirmiştir.
Tevazusu: Halkın arasında sıradan biri gibi dolaşır; insanlar onu tanımaz bile.
Kerametleri ve Feraseti: Uzakta bulunan komutanına seslenmesi (Sâriye olayı) gibi rivayetler aktarılır.
Yöneticileri Denetlemesi: Valilerini sıkı şekilde hesaba çeker, halktan kopmalarına izin vermez.
Zühd ve Takva: Kendini sürekli hesaba çeker, Allah korkusuyla yaşar.
Özetle Hz. Ömer (r.a.), adalet, merhamet, sorumluluk ve tevazu açısından ideal bir İslam yöneticisi modelidir. Her Müslümanın, özellikle aile sorumluluğundan devlet sorumluluğuna kadar her idarecinin onun hayatını örnek alması gerekir.
Kaynakça:
Hz. Ömer ile Eslem arasinda geçen konuşmayi aldiğim sitenin adresi
https://sorularlaislamiyet.com/hz-omer-sirtinda-un-tasidi-mi
Hz. Ömer sırtında un taşıdı mı?
Ahmed b. Hanbel, Fezaili’s-sahabe türkçesi yayin evi: İ’TİSAM YAYİNLARİ
BASİM TARİHİ KASİM2020(TÜRKÇE ARAPÇA)
ORJİNAL ARAPÇASİ
YAYİNEVİ: DAR İBNİL CEVZİ(DEMMAM) İLK OLARAK CİDDE neşredilmiştir.
Basim Tarihi(Neşir Yili) :1983(hicri1443) yilnda yazilmiştir
İletişim
Sosyal Medyadan Takip Etmeyi Unutmayınız.
Akademisyenler İçİn yazı İletİşİm Adresİ :
öğrencİler İçİn Yazı İletİşİm Adresİ :
mehmetnadir72@gmail.com
© 2025. All rights reserved.
ibisosman250@gmail.com
Yazı ve şiirlerde yer alan metinlerin ilmi, akademik, dil, yazım, hukuki, üslup ve etik sorumluluğu yazarlarına aittir.