Dünden Bu Güne Ayak İzleri…
ÖĞRENCI YAZILARI
Adil Aslan


On sekiz yaşındaydı. Çok kısa çok da uzun yaşanmış bir ömrün ağırlığı vardı sanki üzerinde. Ruhunun boğulmuşluğu, kalbindeki anlamsız sızı, anlaşılmamanın verdiği kasvet onu artık ailesi ile yaşamanın imkansız olduğu fikrine itmişti. Bir gece kimsenin tam olarak anlayamadığı bir sessizlik bırakarak evden çıktı. Nereye gideceğini bilmeden çıktığı bu yolda hayatın sert yüzüyle karşılaştı. Bilmediği sokaklar, tanımadığı insanlar, kısıtlı imkânlar ve gecenin uzayan saatleri…
Günler geçtikçe yollar uzadı, imkânları azaldı. En sonunda kendine Bilecik ilinde bir inşaatta iş buldu. Ağır yükler kaldırıyor her günü bir öncekinden daha çok zorlandığı bu işte kalbinin ağırlığını da taşımaya devam ediyordu.
Bir gün yorgun argın uzandığı karton parçasında yaşamının anlamsızlığını düşünürken yoldan geçen orta yaşlı bir adam yanına yaklaştı. Birden kendinin bile şaşırdığı şekilde ona hayatının detaylarını özet geçen genç, bu adamdan daha önce hiç duymadığı bir isim duydu. Şeyh Edebali…. O güne kadar şehirleri değiştirmiş, yolları aşmış, karşısına çıkan her yeni yerde huzur bulmayı ummuştu ancak hiçbir yerde içinde böyle anlaşılmaz bir merak uyanmamıştı.
Ertesi gün hemen türbenin yolunu tuttu. Türbenin avlusuna vardığında adımlarını yavaşlattı. Taşların sessizliği, ağaçların gölgesi ve mekânın taşıdığı tarihî anlam, onu başka bir zamana götürür gibiydi. Osmanlı'nın kuruluş anlatılarında Osman Gazi'nin manevi rehberi, ona yol gösteren bir bilge olarak anılan isim. Bir yanda genç bir bey, diğer yanda ona yalnızca nasıl hükmedeceğini değil, nasıl bir insan ve yönetici olması gerektiğini de düşündüren bir irfan sahibi…
Genç, türbenin önünde dururken kendi hayatını düşündü. Kendisi henüz kendi öfkesine söz geçiremiyorken, bir insanın başkalarına adaletle hükmedebilmesi ne demekti? Kendi kırgınlıklarının içinde kaybolmuşken, bir topluluğun yükünü taşımak nasıl mümkün olabilirdi?
Kendi kendine şunu düşündü: İnsan önce kendini tanımalıydı. Çünkü insan, öfkesinin nedenini anlamadan onunla baş etmekte zorlanıyordu. Sürekli başkalarını suçlamak, bir süreliğine rahatlatıcı olabilirdi ama insanın kendi hatalarını görmesini de engelleyebilirdi.
Başını eğdi ve geçmişte yaşadıklarını hatırladı.
Ailesiyle arasında geçen tartışmalar, kendisini yalnız hissettiği zamanlar, öfkeyle söylediği sözler… Bunları düşünürken kafasını kaldırdı ve duvarda Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihatını okumaya başladı.
OğuI, İnsanIar vardır, şafak vaktinde doğar
Akşam ezanında öIürIer.
Avun oğIum avun,
GüçIüsün, kuvvetIisin, akıIIısın, keIamIısın,
Ama, bunIarı nerede, nasıI kuIIanacağını biImezsen
Öfken ve nefsin bir oIup akIını yener,
Sabah rüzgarIarında savruIur gidersin.
Daima sabırIı, sebatIı ve iradene sahip oIasın,
Dünya senin gözIerinin gördüğü gibi büyük değiIdir.
Bütün fethediIemeyen gizemIer,
BiIinmeyenIer, görüImeyenIer,
Ancak senin erdemIerinde
Gün ışığına çıkacakIar.
Ananı-atanı say.
Bereket büyükIerIe beraberdir,
Bu dünya inancını kaybedersen.
YeşiIken çorak oIur çöIIere dönersin.
Açık sözIü oI.
Her sözü üstüne aIma, gördün söyIeme, biIdin, biIme.
SeviIdiğin yere sık gidip geIme.
KaIkar itibarın, muhabbetin oImaz.
Üç kişiye acı:
CahiIIer arasındaki aIime,
Zenginken fakir düşene.
HatırIı iken itibarını kaybedene.
Unutma ki!
Yüksekte yer tutanIar,
AşağıdakiIer kadar emniyette değiIdir.
HakIı oIduğunda mücadeIeden korkma
BiIesin ki atın iyisine doru.
Yiğidin iyisine deIi derIer…
Sanki kelimeler duvardan çıkıp kalbine yürüdü, zihnindeki tüm gürültüler sustu ve kendine şu soruyu sordu: “Ben nasıl bir insan olmak istiyorum”? Yüzyılların ötesinden bugüne uzanan bu ses insanın insana karşı sahip olduğu sorumluluk, adalet, sabır, merhamet duygularının iyiliğe inanmanın öneminin bir hatırlatıcısı olmuştu. Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye verdiği nasihatler, tarih boyunca farklı anlatımlarla günümüze kim bilir hangi rotasız kalplere ulaşmıştı bilinmez ama ... Genç de o gün bu değerlerin yalnızca geçmişte yaşayan insanlar için değil, kendi hayatı için de bir anlam taşıdığını, yol gösteren ayak izleri olduğunu fark etmeye başlamıştı. Parmakları telefon rehberinden Annem kaydını bulmak için çabaladığını avluda otururken ancak fark edebilmişti.
İletişim
Sosyal Medyadan Takip Etmeyi Unutmayınız.
Akademisyenler İçİn yazı İletİşİm Adresİ :
öğrencİler İçİn Yazı İletİşİm Adresİ :
mehmetnadir72@gmail.com
© 2025. All rights reserved.
ibisosman250@gmail.com
Yazı ve şiirlerde yer alan metinlerin ilmi, akademik, dil, yazım, hukuki, üslup ve etik sorumluluğu yazarlarına aittir.